Islamiyette kader var mı ?

Sabrinnisa

Global Mod
Global Mod
İslam’da Kader: Bir Hikâye Üzerinden Anlamaya Çalışmak

Herkese merhaba, bugünkü yazımda sizlere bir hikâye anlatmak istiyorum. Bu hikâyenin içerisinde, kader kavramını ve bu kavramın insanların hayatlarını nasıl şekillendirdiğini keşfetmeye çalışacağız. Bazen sorularımızın yanıtları, yaşamın içinde saklıdır; yeter ki doğru soruları soralım. Hikayemizdeki karakterlerin yaşamları, kararları ve kaderleri üzerine düşünürken, belki siz de kendi yaşamınızın izlerini bulabilirsiniz. Hep birlikte bir yolculuğa çıkalım, nasıl ama?

Hikâyenin Başlangıcı: İki Farklı Yolu Seçmek

Faruk, köyünün en başarılı tüccarlarından biriydi. Her zaman çözüm odaklıydı, her yeni işte bir strateji geliştirmeden adım atmazdı. Her şeyin bir planı olmalıydı. Bir gün, köyün en bilge kadını olan annesinin yanına gitmişti. Annesi ona her zaman hayatın derinliklerine dair öğütler vermişti. Faruk, annesinin göğsünde biriken yılların bilgeliğini merak ediyordu.

“Anne, kader dediğimiz şey ne?” diye sormuştu.

Kadıncağız gözlerinde bir huzurla, “Evlat, kader, hayatın senin için yazdığı bir senaryo gibidir. Ama senin özgür iradenle, o senaryoyu nasıl oynayacağını seçersin. İster dram olur, ister komedi… Seçim senin,” demişti.

Faruk biraz daha derin düşünerek, “Ama eğer her şey önceden yazılmışsa, o zaman bu seçimlerimin anlamı ne olacak?” diye sormuştu.

Gizemli Bir Ziyaretçi: Zeynep’in Düşünceleri

O sırada, köyün diğer tarafından Zeynep, Faruk’un çocukluk arkadaşı, Faruk’un annesinin evine geliyordu. Zeynep, her zaman empatik ve insanları anlamaya çalışan biriydi. O, yaşamın her yönünü kabul ederdi, bazen bir şeyin nedenini sorgulamak yerine, onunla birlikte var olmayı tercih ederdi.

Zeynep, Faruk’un annesinin yanına oturduğunda, Faruk’un söylediği soruyu duymuştu. Kaderin ne olduğunu anlamaya çalışan bir adamı görünce, bir iç çekişiyle düşünmeye başladı.

“Faruk,” dedi Zeynep, “Bazen senin gibi insanlar, her şeyin çözümü olduğuna inanır. Kaderi bir tür problem gibi görürsün. Ama belki de kader, çözüme kavuşmaktan ziyade, bir süreçtir. Yaşam, seni bir noktaya getirecek ama senin nasıl şekilleneceğini seçmen gerekiyor. O seçimi yapmak, bazen en büyük özgürlüktür.”

Faruk biraz daha sakinleşerek, “Yani, kader bana ne sunarsa, ben onu kabul etmeliyim mi?” diye sordu.

Zeynep, başını hafifçe eğerek, “Evet, kabul etmek. Ama bu, sadece teslim olmak değil, o kabulü içselleştirmek demek. Hayatındaki her an, sana bir şeyler öğretmek için oradadır. Kader, sadece bir başlangıçtır, sonrasında onu şekillendiren sensin,” dedi.

Faruk bu sözleri biraz daha düşündü. Zeynep’in bakış açısı, ona daha farklı bir perspektif sunuyordu. Kaderin sadece yaşanacak bir şey olmadığını, onunla birlikte var olup, onu anlayarak şekillendirmenin ne kadar önemli olduğunu fark etmeye başlamıştı.

Bir Dönüm Noktası: Faruk’un Seçimi

Bir gün, Faruk köyde büyük bir tüccarın dükkânını devralma fırsatıyla karşılaştı. Bu, onun kariyerinin zirvesi olabilirdi, ama bir yanda da kendi köyüne ve ailesine yardım etme isteği vardı. Kader, onu bu iki yol arasında bir tercihe zorlamıştı. Stratejik olarak baktığında, büyük tüccarın işine girmek, daha fazla para ve güç anlamına geliyordu. Ancak, annesinin ve Zeynep’in söylediklerinden sonra, hayatındaki ilişkilere ve toplumsal bağlara da büyük değer vermesi gerektiğini fark etti.

Bir akşam, köyün meydanında toplanan kalabalığın önünde durarak, kararını açıkladı. “Köyümde kalıp, burada birlikte büyümek istiyorum. Bunu sadece benim için değil, buradaki herkes için yapacağım. Bazen kaderin seni yönlendirdiğini hissedersin ama sonunda hangi yolu seçeceğin senin elindedir.”

Bu karar, Faruk’un yaşamını değiştirdiği gibi, köyün insanları arasında da büyük bir etki yaratmıştı. Faruk, artık kaderin sadece bir belirleyici olmadığını, hayatın sürekli bir seçimler silsilesi olduğunu anlamıştı. O seçimleri ise kendi değerleriyle ve toplumu ile olan ilişkileriyle şekillendirmeliydi.

Kaderin Sınırları: Faruk’un Hikâyesinden Çıkarılacak Dersler

Faruk’un hikâyesi, bize kaderin ne olduğuna dair pek çok şey öğretir. Kaderin belirli bir yol olduğu düşüncesi, hayatı anlamak için önemli bir bakış açısıdır, ancak yaşam sadece bir yolculuk değildir. Kader, insanın seçimleriyle şekillenen bir süreçtir.

Faruk’un, erkeklerin genellikle stratejik ve çözüm odaklı yaklaşımlarını, Zeynep’in ise empatik ve ilişkisel bakış açılarıyla dengelemeye çalıştığını görebiliyoruz. Faruk, bir yandan çözüm ararken, Zeynep ilişkilerin ve içsel bağların hayatındaki gerçek gücü keşfetmesine yardımcı oldu.

Bu hikâyede kader, bir zorunluluk değil, bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Bize bırakılan özgür irade, hayatımızı şekillendiren en büyük araçtır. Peki, kaderin sizin hayatınızdaki yeri ne? Seçimlerinizi kaderin sunduğu seçenekler üzerinden mi yapıyorsunuz yoksa onları kendi değerlerinizle mi şekillendiriyorsunuz?

Sizce, kader hayatımızdaki önemli bir faktör müdür yoksa sadece bir algı mıdır? Kaderin sınırlarını siz nasıl tanımlarsınız?