Parlanmak ne demek ?

Fakiye

Global Mod
Global Mod
Parlanmak Ne Demek? Kelimenin Anlamı, Kökeni ve Günümüzdeki Kullanımı

Bir gün büyüklerden birinin “Bu yiyecek parlanmış” dediğini duyup da “Parlanmak ne demek acaba?” diye düşündüyseniz yalnız değilsiniz. Açıkçası kelimeyi ilk kez duyan birinin aklına “parlamak” fiili geliyor. Çünkü ses olarak oldukça yakınlar. Hatta “parlanmak” kelimesini ilk gördüğümde benim de zihnimde önce ışıldamak, parlamak, belirginleşmek gibi anlamlar canlanıyor. Fakat Anadolu ağızlarının dünyasına girince kelimenin bambaşka ve oldukça somut bir anlam taşıdığı görülüyor.

Parlanmak, Türkiye Türkçesi ağızlarında temel olarak “yiyeceklerin üstünün küflenmesi, pas tutması” anlamında kullanılan yerel bir fiildir. Derleme kaynaklarında kelime özellikle Burdur, Denizli, Çankırı ve Niğde yöreleriyle ilişkilendirilir. Sözce+1

Bence kelimeyi ilginç yapan asıl nokta da burada başlıyor. Çünkü “parlanmak” sadece unutulmuş bir kelime değildir; Anadolu'da yiyeceğin bozulmasını, beklemenin sonucunu ve zamanın nesneler üzerindeki etkisini anlatan yerel bir gözlem biçimidir.

Parlanmak kelimesinin gerçek anlamı nedir?

En kısa cevapla:

Parlanmak = Yiyeceğin üzerinde küf oluşması veya yiyeceğin pas tutmuş gibi bozulmaya başlaması.

Buradaki “pas tutmak” ifadesi özellikle dikkat çekici. Günümüz standart Türkçesinde pas daha çok demir gibi metallerin oksitlenmesi için kullanılır. Ancak halk ağızlarında bir nesnenin yüzeyinde zamanla oluşan istenmeyen tabakayı anlatmak için benzetmeli kullanımlar oldukça doğaldır.

Örneğin yöresel bir konuşmada:

“Peyniri dışarıda bırakmışsın, parlanmış.”

denildiğinde anlatılmak istenen, peynirin üzerinde küf veya bozulma belirtilerinin ortaya çıkmasıdır.

Bu yüzden kelimeyi “parlamak” ile karıştırmamak gerekir. “Parlamak” ışık saçmak, ışıldamak veya mecazen başarı göstermek gibi anlamlara gelirken “parlanmak” burada bozulmak ve küflenmekle ilgilidir.

İşin güzel tarafı, bu anlamın tamamen rastgele bir halk kullanımı olmaması. Kelime, Anadolu ağızlarının söz varlığını belgeleyen kaynaklarda açık biçimde kayıt altına alınmıştır. Sözce

Kelimenin geçtiği yöreler neden önemli?

“Parlanmak” kelimesinin Burdur, Denizli, Çankırı ve Niğde gibi farklı bölgelerde kaydedilmiş olması bana göre kelimenin Anadolu'daki sözlü kültürün nasıl yayıldığını anlamak açısından önemli.

Çünkü standart Türkçede kullanılmayan bir kelimeyi doğrudan “yanlış Türkçe” olarak değerlendirmek çok kolay. Oysa ağız araştırmaları bize bunun doğru bir yaklaşım olmadığını gösteriyor. Anadolu ağızlarında standart dile göre çok daha geniş ve çeşitli bir söz varlığı bulunuyor. Akademik çalışmalar da ağızların arkaik kelimeler, türetmeler, deyimler ve çok anlamlı sözcükler bakımından önemli bir zenginlik taşıdığını ortaya koyuyor. Dergipark

Yani köyde, ilçede veya aile içinde kullanılan bir kelime İstanbul Türkçesinde duyulmuyor diye kelime değersizleşmiyor.

Tam tersine, “parlanmak” gibi kelimeler bize Türkçenin tek bir merkezden konuşulan yekpare bir dil olmadığını hatırlatıyor.

Bir kelimenin yaşaması için herkes tarafından bilinmesi gerekmiyor. Bazen birkaç köyde, birkaç ailede veya belli bir yaş grubunda kullanılması bile onun kültürel açıdan değer taşıması için yeterli.

Parlanmak kelimesinin tarihsel kökeni hakkında ne söyleyebiliriz?

Burada biraz temkinli olmak gerekiyor. Kelimenin bugün elimizdeki en açık anlamı Anadolu ağızlarındaki kullanımıdır; ancak “kesin olarak şu kelimeden türemiştir” demek için yeterli etimolojik kanıt bulunmadan iddialı davranmamak gerekir.

İlginç biçimde “parlanmak” Osmanlı dönemine ait sözlük malzemesinde de karşımıza çıkıyor. Ahmed Vefik Paşa'nın Lehçe-i Osmânî eserinde kelime “پارلانمق” yazımıyla kaydedilmiş durumdadır. lehcei.cagdassozluk.com

Bu ayrıntı önemli, çünkü kelimenin yalnızca yakın dönemde ortaya çıkmış bir köy sözü olmadığını düşündürüyor. En azından Osmanlı Türkçesi sözlükçülüğü döneminde kayda geçirilecek kadar bilinen bir kullanım alanı olduğunu görüyoruz.

Bununla birlikte buradan hareketle kelimenin çok eski Türkçe dönemlerine kesin biçimde uzandığını söylemek doğru olmaz.

Dil araştırmalarında en sağlıklı yöntem, belge bulunan yer ile varsayım yapılan yeri birbirinden ayırmaktır.

Benim açımdan “parlanmak”ın en ilginç taraflarından biri de bu. Kelime bize dil tarihinin her zaman büyük metinlerden ibaret olmadığını gösteriyor. Bazen bir yiyeceğin üzerinde oluşan küfü anlatan tek bir fiil bile insanların geçmişte gündelik hayatı nasıl gözlemlediği hakkında ipucu verebiliyor.

“Parlanmak” ile “parlamak” arasındaki benzerlik tesadüf mü?

Burada ciddi bir kafa karışıklığı yaşanabilir.

“Parlamak” kelimesini biliyoruz:

- ışık saçmak,

- ışıldamak,

- belirginleşmek,

- mecazen başarı göstermek.

“Parlanmak” ise bazı Anadolu ağızlarında yiyeceğin küflenmesi veya pas tutması anlamında.

Ses benzerliği nedeniyle bu iki kelimeyi otomatik olarak aynı kökten kabul etmek doğru olmaz.

Hatta Anadolu ağızlarında aynı ses dizisinin standart Türkçeden farklı anlamlara sahip olması son derece normaldir. Bir kelimenin anlamı, onu kullanan topluluğun tarihine, çevresine ve gündelik ihtiyaçlarına göre farklılaşabilir.

Daha ilginç bir ayrıntı da “parlangıç” kelimesinin Kayseri'nin Turan yöresinde “alev” anlamında kayıtlı olmasıdır. Sözce Bu tür yakın biçimli kelimelerin varlığı, ses benzerliğinden yola çıkarak doğrudan ortak köken sonucu çıkarmanın ne kadar dikkat gerektirdiğini gösteriyor.

Dolayısıyla “parlanmak kesinlikle parlamak kelimesinden türemiştir” demek yerine, iki kelimenin biçimsel benzerliğini kabul edip etimolojik bağlantı konusunda ihtiyatlı olmak daha bilimsel bir yaklaşım.

Kelimenin anlamı neden özellikle yiyeceklerle bağlantılı?

Bence “parlanmak”ı anlamanın en güzel yollarından biri geçmişteki mutfak hayatını düşünmek.

Bugün yiyecekleri buzdolabında saklıyor, son kullanma tarihlerini takip ediyor, ambalajların üzerinde saklama sıcaklıklarını okuyabiliyoruz. Geçmişte ise insanların yiyeceklerin bozulmasını büyük ölçüde göz, koku, dokunma ve deneyim yoluyla takip etmesi gerekiyordu.

Bir ekmeğin yüzeyinde renk değişmesi…

Bir peynirin üzerinde tabaka oluşması…

Bir yiyeceğin bekledikçe değişmesi…

Bunların hepsi günlük hayatın önemli gözlemleriydi.

Dolayısıyla “parlanmak” yalnızca “küflenmek” anlamına gelen teknik bir karşılık gibi düşünülmemeli. Kelime, aynı zamanda geçmişte insanların gıda değişimini nasıl adlandırdığını gösteren küçük bir kültürel belge gibi okunabilir.

Bugünkü bilimsel terminoloji ise çok daha ayrıntılı. Küfler mikroskobik mantarlardır; bazı türler alerjik reaksiyonlara ve solunum sorunlarına yol açabilir, bazıları uygun koşullarda mikotoksin üretebilir. FSIS+1

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın tüketici bilgilendirmelerinde de özellikle aflatoksin açısından nemli ve sıcak ortamların risk oluşturabileceği, uygun saklama koşullarının önem taşıdığı belirtiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı

Yani eski insanların “parlanmış” diyerek gözlemlediği şeyin arkasında bugün mikrobiyoloji ve gıda bilimi açısından çok daha karmaşık süreçler olduğunu biliyoruz.

Parlanmış yiyecek gerçekten yenir mi?

Burada kelime bilgisinden gıda güvenliğine geçmek gerekiyor.

Halk arasında “Küfü kazı, altını ye” gibi yaklaşımlar duyabiliyoruz. Ancak bu her yiyecek için güvenli değil.

ABD Tarım Bakanlığı'nın Gıda Güvenliği ve Denetim Servisi, küfün bazı gıdalarda yüzeyin altına ilerleyebileceğini ve küflü gıdalarda görünmeyen bakterilerin de bulunabileceğini belirtiyor. Özellikle yumuşak ve nem oranı yüksek gıdalarda küflü kısmı kesip kalanını tüketmek güvenli kabul edilmeyebilir. FSIS
 
Üst